...SûKuT...İşlediğim söze madem şerh ermedi,yeni söze gerek yok sır ile hemhalim...

damlalar.




“Kalp, çark gibidir, beden de değirmen taşı gibi. Su, meşiyyet (irade) âleminden hüküm nehri ile gelir ve kalp çarkına vurur. Kalp dönmeye başlar. Su hızlandıkça çark da hızlanır. Çark hızlandıkça taş daha hızlı çalışır, yerinde duramaz. Hazırladığı ve imal ettiği şey buğday, arpa, darı ve susam gibi her ne ise meydana çıkar.”

(Hayat Nedir/Hâce Yusuf Hemedânî)

***

“Şeyh, bu dersin zayıflara göre olmadığını söylemişti, zira içinde çok dersler içeren bir karmaşık dersti bu. 'Hangi tohum neşvünema bulamaz?' diye soruyordu. Elbette ki taşlar üzerine düşen tohum neşvünema bulmayacaktı. Kalbi taş gibi katılaşmış olanların hali böyleydi. İşte Rahman'ın ihsan ettiği vesilelerle maksuda erişilecekti ve bu dersi anlamak için kapıları hakikate açık bir kalp gerekiyordu.”

(Su Üstüne Yazı Yazmak/Muhyiddin Şekûr)

***



“Hiçbir zaman kahkaha ile güldüğü görülmemiş, toplumun kötülüklerinden ve nahoş hallerinden kaçmayı kendine düstur edinmiş olan Eflatun'a iki soru sormuşlar.

Birincisi; 'İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan iki davranışı nedir?'

Eflatun tek tek sıralamış:

'Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki sonra çocukluklarını özlerler.

Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler.

Yarınlarından endişe ederken bugünü unuturlar. Sonuçta. Ne bugünü. Ne yarını yaşarlar.

Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...'

Sıra gelmiş ikinci soruya; 'Peki sen ne öneriyorsun?'

Bilge yine sıralamış:

'Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır. Ve önemli olan; hayatta, en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır...”

(Bilgelik Hikayeleri/Hazırlayan Cevdet Kılınç)

***

“Ey dünyanın maddi nimetleri peşinde koşan talip! Dünya nimetlerine ulaştın, ona kavuştun mu? Yazıklar olsun, eyvahlar olsun sana. Bil ki, bu nimetlerin sonunda pişmanlık vardır, inlemek vardır, gözyaşı dökmek vardır. Beylik, vezirlik, padişahlık, aslında ölümdür, derttir, can çekişmedir. Yükünü başkasına yükleme, kendin yüklen; baş olmayı, yüksek mevkide bulunmayı pek isteme, kimsenin gözüne batmadan fakirce yaşamak daha iyidir.”

(Mesnevi)

***



“Eğer bir mekanın yanında çöp sepeti yoksa, orası eksiktir. Yüce bir mekanın yanında mutlaka bir çöp sepeti olmalıdır ki; o mekanda toplanan bütün çöp ve pislik oraya atılabilsin. Aynı şekilde Cenab-ı Hakk saf nurdan bir kalp yarattığında, bu nifs-i emareyi çöp sepeti olarak onun yanına koymuştur. Cehaletin kara lekesi de safiyet mücevheriyle aynı kanatlarla uçar. Biraz yozlaşmışlık olmalıdır ki üzerine safiyet inşa edilebilsin. Doğru bir okun, eğri bir yaya ihtiyacı vardır. Ey kalp! Sen doğru ok gibi ol! Ey nefis, eğik bir yayın şeklini al!”

(Ahmed Sem'ani)

 


Yorum (yok) Yorum yaz!

rüyan mübarek olsun inş.





Hz. Aişe Validemiz Hesap Endişesiyle Ağlıyordu ...


Engin muhasebe şuuruna sahip kutlulardan biri de, hiç şüphesiz kadınlık âleminin baş tacı Hz. Aişe (ra) validemizdir.
 Bu büyük kadın, bir gün Efendimiz'in (sav) yanında birdenbire hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar.
Allah Resûlü (sav) kendisine niye ağladığını sorduğunda da,

'Cehennemi hatırladım da onun için ağladım! Acaba, kıyamet günü ailenizi hatırlar mısınız?'

der.
 Onun bu sorusuna karşılık, o sevgi ve şefkat insanı Nebiler Serveri (sav) şu cevabı verir:

 (Ya Aişe!)
'Üç yerde kimse kimseyi hatırlayamaz:
 1) Mizan esnasında, tartının ağır mı hafif mi geldiğini öğreninceye kadar.
2) Amel defterlerinin teati edildiği (verildiği) zaman ki, acaba defter sağdan mı soldan mı, yoksa arkadan mı geleceğini göreceği ana kadar.
3) Cehennemin iki yakası ortasına kurulan sıratı geçme esnasında ve geçinceye kadar.

' Bu sözüyle Allah Rasulü (sav), saydığı bu üç yerde, kendi ailesi dahil hiç kimseyi hatırlayamayacağını bildirmekte ve Hz. Aişe'ye adeta başının çaresine bakmasını söylemektedir.

Hz. Aişe validemiz, bir peygamber hanımı, Hz. Ebubekir'in pâkize kızı ve müminlerin anası olmasına rağmen ahiretteki hesap endişesiyle ağlamaktadır.
O, Efendimiz (sav) ahirete irtihal buyurduklarında daha yirmi küsür yaşlarındaydı: 8-9 yaşlarında iken kadınlık alemine bir mürşide ve bir muallime olarak İnsanlığın İftihar Tablosu'nun saadet hanesine girmiş ve vahyin sağanak sağanak boşaldığı bir hanede kendini bulmuş, duymuş, ve yoğrulmuştu; dahası terbiyecisi olmuş, kıyamete kadar gelecek kadınlık aleminin ihtiyaç duyacağı disiplin ve prensiplerin hiç olmazsa büyük bir kısmının naklediciliği hizmetini görmüştü.
Şimdi eğer Allah Resûlü (sav), onu bile hatırlayamayacağını ve başının çaresine bakmasını söylüyorsa, bu Hz. Aişe'nin endişe duyduğu kadar konunun ciddiyeti yanında, kimsenin kimseye faydasının olmadığı kıyamet gününde, başını yere koyup 'ümmetî, ümmetî' diyen rahmet ve şefkat peygamberinin de meselenin ehemmiyetini vurgulaması bakımından fevkalade önemlidir.
 Evet burada Nebiler Serveri (sav), peygamberler dahil herkesin
'Sellim, sellim, sellim - Bize selamet ver Allah'ım, Sen selamet vermezsen selamete eremeyiz.' dediği yerleri hatırlatmakta ve Peygamberlerin dahi böyle dediği bu üç yerde kimsenin kimseyi hatırlayamayacağını bilhassa tasrih etmektedir.

Buhari şârihi Kastalanî'nin üzerinde durduğu 17 Sahabi vardır ki, bunlar kulluk adına hiçbir zaman kendilerini yeterli görmemiş ve derin bir muhasebe şuuruyla hayatları boyunca hep nifak endişesiyle yaşamışlardır. Hz. Ömer ve Hz. Aişe validemiz de, işte bu kimseler arasındadır. -Gerçi kendimi o büyük kâmetlerin ne avukatlık ne de savcılığını yapacak makamda göremem, ama- haşa ki o pâk dâmenlere nifak yaklaşmış ve bulaşmış olsun!.. Ne var ki, onlar, böyle düşünerek hesaba çekilmeden evvel nefislerimizi sigaya çekmemiz, kusurlarımızı gözden geçirmemiz için bizlere bir şeyler fısıldamaktadırlar.

Yediden yetmişe herkesin, hemen her adımını Allah'a hesap verme inancına bağlı atmasının sağlanabilmesi, kişinin ruh dünyasının, muhasebe duygu ve düşüncesiyle mamur hale getirilmesiyle mümkün olacaktır.



fethullah gülen
21.03.2003

Yorum (yok) Yorum yaz!

?






…  Rabia hatunun  şiiri  ...    



Ey kalblerin sevgilisi, senden gayrı kimim var ?

Merhamet eyle , bugün sana gelen günahkar var.

Ey benim sevgilim , benim huzurum ve ümidim,

Senden başkasını severse, kalbin yalanı var…

Ey benim enisim, benim ümidim ve muradım;

Sana şevkim çok çok arttı , likana(kavuşmaya) ne kadar var ?






Ahmet er-Rüfai ,  Hakikati Maallah ,  sayfa: 241











Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::